İzleyiciler

16 Aralık 2020 Çarşamba

Gelip Geçenler

 

Bu diyarda bir garip kulum
Var ne bir mezarım, ne de bir izim
Bir kayıp şehir de, bir kayıp bedenim
Sanki aldığım nefesim, zehir çeker ciğerim
Bu yolda bir neferim, belki son seferim
Yoktur geleceğim, belki dünde kaldı yarınım

Bir nefes de gitti gençliğim,.
Dünde kaldı, geleceğe dair beklediğim.

Artık sayıyor bütün belleğim...
Geçiyor bir bir günlerim

Ne Umut ne de hayal
Ve ne yarınlar ne de hayatlar
Yok oluyor bütün anılar
Günü gelince nankörlüğün

14 Aralık 2020 Pazartesi

Bir Yokluk İçinde

 

Tüm herşey gözümüzün önünde ama gören göz yok,

Tüm sesler kulaklarımızın adeta içinde dinleyen kul yok,

Tüm Dünya yol olmuş önümüzde yürüyen halk yok,

Geçmiş adeta yakamıza yapışmış yine de ders alan yok,

Yarınlar bin bir sersenişte anlayan insan yok,

Bu kadar yok içinde Okuyan, düşünen, anlayan yok...

9 Aralık 2020 Çarşamba

Bir Çelişki; Yaşam ve Ölüm

 Bir nefes kadar yakın, yaşam

Bir adım kadar uzak, ölüm


Hep omuzumuzun üstünde 

Kim bilir hangisi sırada


Sözleşmemi var ki bu dünyada

Nerede adalet zaten dünyada

Yürüyor bedenler uçurumun kenarında


Bir adım uzakta ölüm

Ve bir adım yakında yaşam

Boşlukta atılan adımlar

Ve yeşilliklerin huzurunda yürüyüşler


Bazen masmavi gökyüzünde 

Bazen masmavi denizlerde

Hüzün gezinirken gözlerde


Başını alıp gitmiştir düşünceler

Bazen uçsuz bucaksız anılarda

Bazen umutsuz hayallerde


Kimi zamanda kimsesizliğin denizinde

Kimi zamanda ölümün huzurunda

Belki de yaşamın sıcak koynunda

Sonuçta buralardan çok uzaklarda....

 


21 Kasım 2020 Cumartesi

Dünya Nereye Doğru Gidiyor

Küresel anlamda bir çok çelişki ve sürtünmenin yaşandığı bugünler de tüm Dünya'da görülen pandemi ile beraber adeta dengeler alt üst oldu. Yeni bir Dünya düzeni mi kuruluyor dersiniz artık adına ya da şimdi bir bekle gör zamanı eski dengeler yeniden kendilerine masada yer bulmak ya da daha fazla yer açmak için fırsat mı buldu dersiniz bilemeyiz.

Düne kadar Çin ve ABD arasında yaşanan ticaret savaşı gerginliği artık yerini yeni bir gerginliğe bırakıyor. Bölgede bu seferde Çin ve Hindistan arasında gerilim belki de her geçen gün bir artış ile yeni bir haber ile destek buluyor. Star gazetesinin haberine göre Çin Hindistan sınırında bulunan birliklerine iki adet insansız helikopter sevkiyatı yapmış. 

Biz aşı çalışmalarının umudu ile sevinirken belki de bir kaç ay sonra yeni bir gerilim ve yeni bir kaos kapımızı çalacak. Dünya'da son yıllarda yaşanan gözle görülür bu kutuplaşma artık yeni cephelere de sıçrayacak ve daha yoğun bir gündem ile bizi daha büyük bir bilinmezliğe belki de götürecek. Bilinmezlik belki de bize ait bir kavram olarak geçerliliğini korurken bazı çevreler tüm dengeler ve ihtimaller üzerinde bilgi sahibi olacaklar. Bu ayrıcalıklı durum ile büyük bir kazanç sağlayacak ve Dünya Ayrıcalıklı kişiler ve/veya kurumlar arasında ki yerlerini sağlamlaştıracaklar.

Evet bakalım gelecek bize ne gibi sürprizler getirecek.

14 Kasım 2020 Cumartesi

Dünya mı Küçüldü İnsanlar mı ?

 

Dünya küçüldü ve dünya küçüldükçe insanlar daha da küçüldü.

Zaman artık teknoloji ve digital çağı insanlar kilometrelerce ötelerde farklı kıtalarda coğrafyalarda çok farklı dillerde birbirleriyle iletişim halindeler.

İletişim o kadar fazlalaştı ki etkileşimler daha derinden ve daha etkili olmaya başladı. Fikirler, davranışlar, kavramlar artık her dilde her coğrafyada aynı olmaya insanlar birbirlerine daha çok benzemeye başladı. Gerçi bu özellikle de gençler için geçerli olmak ile beraber bazı durum ve davranışlar her yaşta insanda aynı şekilde görülmeye başlandı.

Biz bu yazımızda aslında bunlardan değil uzak coğrafyaların nasıl yakın olduğundan bahsedeceğiz. Dünyanın bir ucu deyiminin artık bizler için ne kadar geçersiz bir kavram olduğunu ve bunun ile beraber gelen bir çok kaosdan bir kaçına değineceğiz. 

Dünyanın hakimi olduğunu düşünen devletlerin ve toplumların kalkıp kilometrelerce ötelere nasıl müdahale ettiklerini ve bu müdahale ile beraber o coğrafyada bulunan devlet ve toplumları sanki birer uzak coğrafya ülkesiymiş gibi davranmaya nasıl ittiklerini , uzaklaştırmaya çalıştıklarının üzerine bir iki kelam edeceğiz. Evet komşuları uzak uzakları komşu eden günümüz belki de daha zor ve anlaşılmaz günlere gideceğimizin bir göstergesi olacak.

Akdeniz, Suriye, Kafkasya ve daha birçok coğrafya uzaktan gelen bir çok sorun ile boğuşmaya ne yazık ki devam ediyor. Her türlü kaos ve terör buralarda bulunan maşalar yardımı ile adeta coğrafyalara ihraç ediliyor. Suriye dursa Irak kaynıyor Irak dursa Ermeni kuduruyor Ermeni dursa Hindusu bir sorun çıkartıyor o dursa Çin zulüm ediyor ve liste böyle uzayıp gidiyor. 

Artık herkes önüne dünü bugünü ve yarını alıp oturup bir sağlıklı olarak düşünmeli ve anlamalı uzaktan gelen davulların sesi belki güzeldir ancak her adım atıp yaklaştıklarında hem çıkardıkları gürültü artar hem de sizlerin yanı başınızda bulunanları duymanıza engel olur.

İyi hafta sonları...

18 Nisan 2020 Cumartesi

BU BİR TÜKETİM ÇILGINLIĞI...


Tüketiyoruz tüm herşeyi...

İnsanoğlu üretirken bile tüketiyor, bitiriyor ve sömürüyor. Hiç durmadan ara vermeden ve düşünmeden yok ediyoruz dünü bugünü ve yarını. Bu bizim doymaz bilmez hırslarımızdan bencilliğimizden kaynaklı sanki herşey bize ait ve sadece bizim için varmış gibi hareket ediyoruz. 

Önce doğayı tüketmeye başladık. Hesaplamadan yarınları düşünmeden devamlı doğayı tükettik. Bu tüketim öyle bilinçli ve hesaplı değildi. Korumadan doğayı elinde avucunda ne varsa almaya çalıştık ve alırken de yerine yenisini koymak için ya az çabaladık ya da umursamadık. Tükettikçe mutlu olduk, güldük, eğlendik ve daha da bir densizleştik. Zarar verdik aldığımız her bir parça için hemde aldığımızdan çok daha büyük ve derin yaralar açarak. Her gün aman dedik bugün değil yarın yerine koyarız dedik ve her gün ama her gün daha yıkıcı olduk. Ve sonunda yerine koyacak tamir edecek birşey de kalmamıştı acı ama farkına çok geç vardık.  

Doğadan hıncımızı alamadık galiba ya da sadece onu yok etmek bizim için yeterli mi gelmedi bilmiyorum. Bir sonraki hedefimiz Zaman'dı.  Zamanımızı tüketim unsuru yapabilmek için elimizden geleni yaptık. Onu tüketmek için aslında hakkımızı verelim çok çabaladık çok çalıştık. İnsanlık ilerledi, ilerledikçe de yöntemleri gelişti ve zamanı tüketmek için adeta yarışa girdik. Teknoloji gelişti ve umutlandık şimdi belki doğadan çaldığımızı yerine koyarız diye düşünenler bir sonra ki saldırıyla daha da yıkılmışlardı. Hedef Zaman, Zamanımız hatta her anımızdı. Boş durmuyordu doğmak bilmez tüketim canavarı her gün yeni yollar yeni buluşlar yeni metodlar deniyordu üstümüzde. Nasılda çalıyordu bizden Zamanımızı nasılda farkına vardırmadan harcatıyordu her anımızı günümüzü ve yollarımızı. Televizyon yirmi dört saat açıktı adeta başka bir uğraşıymış yokmuş gibi. Başka bir düşünce ve işimiz yokmuş gibi her akşam evler de yaşanan o anlar nasılda alınmıştı bizden. Buna dert yanıyorduk nasıl ki tüfek çıktı mertlik bozuldu diyor isek sonra da televizyon çıktı insanlar birbirinden uzaklaştı demeye başlamıştık. Ama farkına varmamışız onlar o televizyon başında geçen akşamlar bizim iyi günlerimizmiş. Bilgisayar, akıllı cep telefonları ve tabletler derken insanoğlu tüm zamanını tüketti ve belki de yarınlar da bugünler içinde iyi günlerimiz diye düşüneceğiz.

Her anımızı çaldık kendimizden ve her seferinde de bunu öyle güle oynaya yaptık ki sanki en büyük dertlere derman olmuşuz gibi. Her umutu her düşünceyi ve her anımızı bizden alırlarken yere göğe sığdıramadık onları. Yalandan ölenlere cenaze törenleri yapmadık mı ? Ya basit bir oyuna sadece zamanımızı değil insanlık olarak evlatlarımızı da vermedik mi? Biz bugünümüzün derdine düşerken yarınlarımızı ve hatta yarınlar sonrası ölüm sonrası ahiretimizi de tehlikeye düşürmedik mi ? 

Evet tükettik; Dünyayı, Doğayı ve Zamanı ve hatta kendimizi bile tükettik. Belki de bugünlerde yaşadıklarımız biraz olsun farkına varmamızı anlamamızı sağlar.


11 Nisan 2020 Cumartesi

Yoksa bir ders mi lazım imiş fanilere



Yoksa bir ders mi lazım imiş fanilere


Bak dost dünya bir misafirhane
Geleni de gideni de pek fena halde
Zulüm sarmış artık dört bir yerde
Yoksa bir ders mi lazım imiş fanilere

Düşünmez olmuş can Cananı
Düşmüş herkes kendi derdine
Kalmamış kimsenin yari yareni
Yoksa bir ders mi lazım imiş fanilere

Kalk hey nefsim Sabah oldu
Yöneldi dualı avuçlar kıbleye doğru
Belki bize de bir sebep oldu.
Yoksa dert mi lazım imiş fanilere.


17 Şubat 2018 Cumartesi

CADDELER BOŞ VE ISSIZ

Her yerde insan denen canavar
Ya bir fenalık yapıyor
Ya da pısmış köşesine saklanıyor
Kendisini kaybetmiş çoktan,
En ilkel halinde arıyor ...

Küçücük bir beden, ruh ve masumiyet
Ondan da küçük ondan da aşağı
Bir varlık tarafından katlediliyor
Ve yine de susuyor insanlık,
Adeta o teoriyi ispatlarcasina,
Ne acı ki Üç maymunu oynuyor.

Caddeler boş ve ıssız
Karanlığın ve hiçliğin kasveti düşmüş
Korkuyor kaldırımlar, yollar ve gökyüzü
Düşün Ay bile korkmuş
Işığını hepten kendine saklıyor.

O neşeli sesler, güzel cıvıltılar
Artık yoklar sokaklarda, caddelerde
Küçük bir oda da öylece kendi halinde,
Bir umut ile bekliyorlar sadece
Belki yarınlar daha güzel olur diye ...

2 Şubat 2018 Cuma


SÖZÜN EĞRİSİ DOĞRUSU

Dilimizden düşünmediğimiz kalbimizde her daim yeri olan bazı sözleri kavramları acaba hayatımızda ne kadar tatbik edebiliyoruz?

Her ortamda her konuşma ve tartışma da savunduğumuz, dem vurduğumuz bu kavramları bizler ne kadar sahip çıkabiliyoruz. Bahsetmesi kolay uygulaması zor bu kelimeler gerçekten konuşulduğu kadar yaşana biliyor mu?

Mesela ne kadar Adaletliyiz. Hak hukuk diyoruz ama bam teline dokunduğunda bizler kendi haksız durumumuza karşı kendimize ve karşımızda ki muhatabımıza karşı adalet kavramını uygulayabiliyor muyuz?

Bir mal mülk alışverişinde, bir ticaret işinde en basitinden yaptığımız küçük bir alışverişte karşımızda ki kişinin hakkına ne kadar saygılıyız. Hiç sordunuz mu acaba kendinize hep bana hep bana dediğim durumlar olmamış mıdır diye?

Evet kendi hakkımızı koruyup riayet edelim. Kendimizi savunalım hakkımızı alalım ama nefsimiz kadar karşımızda ki muhatabımıza da değer verelim işte o zaman çok daha adaletli bir yer olacak dünya.

Ya da bir tartışma da bir konuşma esnasında ne kadar kendi savunduğumuz fikirlerin sesini kısıp karşımızda ki arkadaşın fikirlerini dinleyebiliyoruz. Gerçekten üzerinde düşünüp onlara değer verebiliyoruz? Karşımızdaki insana dinlene cimrisi olmadan ne kadar tartışma içinde bulunabiliyoruz?

Bu iki basit örnek üzerinden hak hukuk ve adaleti hayatımıza tatbikini gelin bir daha düşünelim mi ?

31 Ocak 2018 Çarşamba

Ekonomi Gerçeği

Afrin operasyonu başladı ve son sürat devam ediyor. Cephede savaşan askerlerimize Allah yardım etsin inşallah bu savaş en kısa sürede sonuça ulaşır ve mehmetçiğimiz sağ salim evlerine dönerler.

Operasyonda şehit düşen şanlı askerlerimize Allah'tan rahmet yakınlarına sabır diliyorum.

Dışarıda afrin operasyonu, Suriye, Irak derken içeride bir gerçeği atlamamamız gerekiyor. Bu gerçeğin adı "Ekonomi".

Türkiye küresel bir oyun kurucu olmak istiyor ise ekonomi alanında da önemli adımlar atması gerekiyor. Son zamanlarda dolarizasyon ülkemizde ne yazık ki aldı başını gidiyor. Ülke milli gelirinin neredeyse yarısı oranında bir durum söz konusu.

Bu nedenle ülkede ekonomi açısından önemli olarak atılan bazı adımlar boşa gitmiş olabiliyor örneğin paranızın ekonomi politikası aracı olma rolü ne yazık ki kalmadığından yapılan faiz artışları etkisini ya az ya da hiç göstermeye bilir.

Bu nedenlerden dolayı en kısa zamanda ekonomi açısından son derece önemli olan dolarizasyon konusunda önlemler almamız ve ona göre adımlar atmamız gerekiyor.

Daha iyi günler bizlere ancak böyle gelecektir